Böyle buyurdu Goethe!

'Faust Goethe'nin yarattığı şahane bir karakterdi evet ama onun tiyatroya uyarlanması da ancak bu kadar güzel olabilirdi...'

ALTONALE 18
10 Temmuz 2016 FAUST 257. Oyun Almanca Pazar Saat 19:00 Monsun Theater Hamburg Altona >>
Oyundan sonra Tiyatro Monsun Avrupa Şampiyonası maç finalini izlemeye davet eder!

FAUST ve DON JUAN - Türkçe / Almanca iki kitap bir arada! >>

 >>     


>> Tatil evi kiralamada Türkiye'ni bir numarası!

Türkiye'de Faust ilk kez Almanca 31 Mart 2009 tarihinde sahnelendi:




Almanya'da Faust ilk kez Türkçe 18 Mart 2010 tarihinde sahnelendi:



Fragman:



DON JUAN

İçerik: Don Juan, uşağı Leporello yu yanına alarak Roma ya gider ve orada İspanya Büyükelçisi Don Gusman ın kızı Donna Anna ya aşık olur. Donna Anna ise, Don Juan ı sevmesine rağmen, görünüşü kurtarmak adına aristokrat bir aileden olan Don Octavio ile evlenmeyi tercih eder. Aşk geçicidir, sadakat ebedi sözleriyle Don Juan`ı reddedince ortalık karışır.



Don Juan oyunun Analizi, Aslıhan Göktuğ >> 
'Haydar Zorlu nun solo performans olarak gerçekleştirdiği Faust, seyircinin büyük ilgisini çekmişti ve dolayısıyla takip eden oyunu Don Juan Efsanesi üzerindeki beklentiyi arttırdı. Görünüşe göre Zorlu, Faust için kendini ne kadar adadıysa, aynı şekilde Don Juan Efsanesi ni yazarken de bu özenli emeğini eksik etmemişti.

Geçmişten günümüze birçok versiyon ile gösterime sunulan Don Juan adına, Zorlu sayesinde güçlü bir yorum daha eklendi. Sanat adına böylesine güçlü bir adımın Türkiye den atılmış olması gerçekten gurur vericidir. Zorlu nun bu yorumunu izleme fırsatı yakaladığınızda büyük bir ezber tabusunun yıkıldığını göreceksiniz. Türk tiyatrolarında tekrar ve ezbere dayanan senaryolara gözlerini kapatan Don Juan Efsanesi, seyirciye yeni bir bakış açısı katıyor. İşte benim için oyunun en önemli özelliği de aşılmaması gereken sınırları göz ardı etmeden yenilikçi bir tutum ile kurgulanmış olmasıdır. Yani Don Juan ın tüm gizli özelliklerinin diğer karakterlerdeki yankısını izlediğinizde, onun hakkında bildiğiniz yüzeysel aktarımlı varoluşsal özellikleri tekrar gözden geçirmeniz gerekebilir. Bizi yürüdüğü yolların doğruluğuna ikna etme iradesi sayesinde, kendi adıma, onun fazlasıyla güçlü bir karakter olduğunu düşünüyorum.

Leporello - Efendisi hakkında dışa vuramadığı sitemi, oyun sırasında Leporello’yu öyle hallere sokuyor ki, bu sahnelerde Don Juan efsanesinin dramı bir kırılma noktasına giriyor ve seyircilerin yüzünde küçük gülümsemelere neden oluyor. Leporello'nun başka bir özelliği daha vardır ki, kendini oyun esnasında usulca söylediği şu cümlesi ile açığa çıkarır: "Efendim, eğer mümkün olsaydı, ben de sizin gibi olurdum!"

Donna Anna - Oyuncu Burcu Ertürk Kılıç'ın performansı sayesinde, Donna Anna'nın içinde bulunduğu derin yangının üzerinde yarattığı etkiyi, seyirciye çok güzel yansıttığını düşünüyorum. Özellikle Don Juan ile dans ettiği sahnede her iki oyuncunun da beden dilinin zenginliği ile aşkı sunmaları çok hoş bir ambiyans yaratıyor. 

Don Octavio - Don Juan nasıl aşkın en tutkulu haliyse, Don Octavio da insanın gözünü kırpmadan kendini teslim edebileceği güven ve sadakati barındıran bir karekter. Donna Anna'ya çocukluğundan beri aşık olan Don Octavio, Anna'nın babasının da gönlünü fethederek düğünlerinin gerçekleşeceği gün için sabırsızlanmaktadır.
'
Oyuncu, Mephisto'nun içinde var olan sonsuz öfkesini sesine, hareketlerine ve sahnedeki duruşuna bizden sakınmadan aktardı. Fakat öyle bir öfke aktarımıydı ki bu, seyirci gizliden gizliye Faust gibi Mephisto'ya kanmaya başladı. Mephisto'yu canlandırırken oyuncunun
 ellerini önünde çaprazlaması, üstüne düşen kırmızı ışık ve aksan değişikliği karakterin sırasını hiç karıştırmadan takip etmemizi sağladı. Aynı zamanda Zorlu'nun seyirciyi Mephisto'nun dünyasına alması, Mephisto'nun Faust'un odasına geldiğinde etrafa saldığı kükürt kokusunu ve etrafı toz duman etmesini hissettirdiği sahneleri takdire şayandı... 




Faust Viyana da:

 >>

Faust Güney Afrika da:
    >>

Faust Çin de:
  >>

FAUST İçerik:
Her şeyi aşmış ve artık öğrenecek hiç bir şeyi kalmadığına inanan Doktor Faust, yeryüzündeki sınırlı yaşamın acısından kurtulmak için ruhunu Mephisto'ya yani şeytana satar. Mephisto, bunun karşılığında Faust'u bilgi hastalığından kurtaracaktır. Oyunda bir cadının hazırladığı iksirle Faust'un gençleşmesi sağlanır. Artık genç ve yakışıklı bir adam olan Faust, Gretchen adında güzel bir kızla karşılaşıp ona aşık olur. Bu güzel kızın Faust'un tutkusundan kurtulmasının yolu yoktur artık.

Röportaj:



Prof. Dr. İlber Ortaylı

'İstanbul sahnelerinde Faust. Ünlü Goethe’nin ünlü “Faust”’unu 80 dakikaya uyarlayarak çeviren ve tek kişi olarak sahneleyen Haydar Zorlu’yu 26 Haziran akşamı Muammer Karaca Tiyatrosu’nda seyrettim. Goethe’nin şiirindeki müzikaliteyi vermek için giriş tiradını Almanca olarak verdi. Metni anlamanın lüzumu yoktur, sadece yazarın orijinal dilindeki ve şiirindeki usta müzikaliteye dikkat etmek gerekir. Haydar Zorlu, Almanya’da büyüyen gençlerden ve bu dili iyi biliyor. Türkçe de sergilemesi ise plastik yönden bir ustalıktı. Salonun dolu olması, klasik tiyatroya ve Goethe’ye duyulan bu ilgi bence çok sevindirici...>> 

Faust Oyunun Analizi, Aslıhan Göktuğ
'Faust Goethe'nin yarattığı şahane bir karakterdi evet ama onun tiyatroya uyarlanması da ancak bu kadar güzel olabilirdi... Öncelikle Haydar Zorlu'nun bu tempoyu kendini oyuna adamasından, solo performans sergilemesine rağmensahnenin her köşesini ve karesini kullanmasından dolayı yakaladığını düşünüyorum. Bunun yanı sıra karakterlerin belli sahnelerde toplu bir şekilde bulunmasına rağmen oyuncu rolleri seyirciye gerekli ölçüde yansıttı ve o yükü hissettirmedi... 

Gerçekten acı çektiğini düşündüğüm Faust, istediğini yapmakta özgürdü. Gücü yetsin yetmesin zamanla tüm isteklerini Mephisto'nun yardımıyla yapmaya başlamış, adeta sınırsız bir özgürlük değneği elde etmişti..Mephisto Faust'u kandırırken bizde kandık onunla birlikte ve de ısrarla kanmak istedik. Çünkü Faust'u kendimize çok yakın hissettik ve aslında onu içimizde bir yerde bulduk...

Oyuncu, Mephisto'nun içinde var olan sonsuz öfkesini sesine, hareketlerine ve sahnedeki duruşuna bizden sakınmadan aktardı. Fakat öyle bir öfke aktarımıydı ki bu, seyirci gizliden gizliye Faust gibi Mephisto'ya kanmaya başladı. Mephisto'yu canlandırırken oyuncunun ellerini önünde çaprazlaması, üstüne düşen kırmızı ışık ve aksan değişikliği karakterin sırasını hiç karıştırmadan takip etmemizi sağladı. Aynı zamanda Zorlu'nun seyirciyi Mephisto'nun dünyasına alması, Mephisto'nun Faust'un odasına geldiğinde etrafa saldığı kükürt kokusunu ve etrafı toz duman etmesini hissettirdiği sahneleri takdire şayandı... 

Anlaşılan Haydar Zorlu, Goethe ile ortak olmuş Mephisto'nun dünyası ile yaşadığımız dünya arasında ki zaman farkını oyunun içinde saklı tutmuştu. Bu durum oyunun sonunda bile bir fikri daha keşfetmemize neden oldu ve tempoyu artırdı. Bu analizi yapmaya çalışırken aynı zamanda şu cümle aklımda kendisini tekrarlayıp duruyor ve beni gülümsetiyor: "Tüm bu hisleri solo bir performans yaşattı bana!' >>